Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

Bizi ‘Gül’süz bırakma

‘Biz bu sonbaharda buluşacaktık...’

Geleceğin yollara umudumu yerleştirdim. Dikenlerin üzerine sevdamı gergef yaptım ki, hepsi güle dönsün. Bahar gelecekti, sen de gelecektin baharla. O zaman visaline açacaktı bütün çiçekler ve visal kokacaktı her biri. Rüzgâr vuslat türküleriyle esecek, yapraklar Sana (s.a.v) doğru kımıldanacak, semalar gelişine ağlayacaktı sevinçten.
Sen (s.a.v) gelecektin, bulutlar siyah örtüsünü çıkaracaktı. Yıldızlar sönecek, aydınlığında parlamaya devam edeceklerdi. Sen (s.a.v) gelecektin; Ay kararmışlığını seninle giderecek, güller gibi kokmanın ne demek olduğunu senden öğrenecekti. Sen (s.a.v) gelecektin; Güneş yeniden tebessüm edecekti. Sen (s.a.v) gülecektin, zerreler ihtizaza gelecekti. Sen (s.a.v) gülecektin, binbir Ebu Zerr bakışlı hasbi yüreğimin çöllerinden geçip Bedr’e fethe gidecekti. Sen (s.a.v)gülecektin, kâinat gülecekti seninle.

‘Bahar geldi geçti, sen gelmez oldun.’

Geleceğin yollarda, ümidim taşların gözyaşlarını barındırdı. Dikenler parçaladı sevdamın gergefini. Bahar geldi, çiçekler hasretine açtı. Gökyüzü, Nuh Tufanı’na taş çıkardı. Ağaçlar hasretinle sararıp solarken, bulutlar yas ilân etti. Sen gelmedin, Ay kararmışlığıyla dağıttı yakamozları. Gönlümün gülleri Nemrut’a har, baharın gülleri İbrahim’in (as) ateşine yâr oldu. Yıldızlar, daha önce bıraktığın izlere gözyaşlarını akıttı. Ve gelmeyişinin hüznü parladı gönlümüzdeki okyanuslarda.

‘Taşlara döndü kalbimiz, gelmedin.’

Bilirim bizim yüreğimizdir taşlara dönen, bizim kalblerimizdir. Bir türlü sana dönemeyişimizin, gözlerindeki yaşları dindiremeyişimizin, yüreğindeki hüznü gideremeyişimizin taşlaşmışlığıdır Sen’i (s.a.v) bizden uzak tutan. Ne Sen’in (s.a.v), ne de Sen’den (s.a.v) sonrakilerin ayak izlerini takip ettik. Hep Sen’den (s.a.v) gayrısına kaydı bakışlarımız. Adımlarına, yoluna, Sana yar olamadık. Sen Firdevs’i bırakıp bize döndün, biz dünyayı bırakıp Sana dönemedik.
Sen (s.a.v) arşların arşında büyüklerin en büyüğüyle muhatapken bizi sayıkladın, biz küçüklerin en küçüğüne tenezzül ederken, Sen’i unuttuk.
Bizim yüreğimiz, bizim kalimiz, bizim hâlimizdir taşlara dönen.
Sen’i bir türlü hakkıyla sevemeyişimizin taşlaşmışlığıdır gelmeyişinizin sebebi.
Ey her saniye yağıp da farkına varamadığımız rahmet deryasının kaynağı! Ey Güneş’e Güneşliği, güllere güllüğü, bize de insanlığı öğreten!
Ey ümitlerimizin efendisi! ‘Miraç’tan iner gibi, hacdan döner gibi’ beklediğimiz!
Ey varlığında güzel bir düş, sıcacık bir gülüş ve cennete geçirilen bir an, yokluğunda ise hazan olduğumuz...
Ağlatmışlığın burukluğu, kirlenmişliğin utancı, küçüğe tenezzül etmenin küçüklüğü ve günahların ezikliği ile bekliyoruz Sen’i. Gözlerimizle değil, Sana aç gönüllerimizle bekliyoruz. Mekke’den Medine’ye hicret eder gibi dön. Belki oradakiler gibi hasbi değiliz; ama Sen’i görmeden inanan, gecelerde Sen’i arayan, seccadelerinde okyanuslar barındıran hasbiler aşkına, Sen’i âlemlere rahmet olarak gönderen ve isyanlarımıza rağmen bizi helak etmeyen Yaradan aşkına dön...
Gözlerimizde semaların gözyaşları, yüreğimizde Âdemvâri pişmanlıklar...
Cennetten kovulmuş gibi bir hal içindeyiz. Ve biz ellerimizde geleceğine dair küçücük bir umut taşıyoruz.
Arşların arşına, Seni bize gönderen Rabb-i Rahim’e dönüp diyoruz ki:
Ey Allah’ım! Bizi ‘Gül’süz bırakma...

Zeliha Bayram

 


 

ana sayfa

Hayatın İçinden - Tabiat Eczanesi - Ayetlerin Işığında - Kitap Özetleri - Şiirler-Yazılar - Resimli Yazılar

                       Kıssadan Hisse - Risale-i Nur'dan Vecizeler - 86.400 Saniye - İlginç Konular - Niçin Müslüman Oldular - Dualar

Medya - Sorular - Psikoloji - Linkler - Düşünceler